Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU
MURAT KOYUNCU

Bana Bir Masal Anlat Baba

BANA BİR MASAL ANLAT BABA

​Hayatın ilk adımlarını atarken elimizi tutan o devasa, güven veren eller…

Büyüdükçe fark ettiğimiz o yorgun ama dik omuzlar…

Bizler dünyayı keşfetme telaşıyla hep ileriye bakarken, arkamızda dağ gibi duran o gölge: Babalarımız.

​Bu pazar Babalar Günü.

Vitrinlerin süslendiği, janjanlı paketlerin havada uçuştuğu, tüketim çılgınlığının gölgesinde, renkli sosyal medya paylaşımlarında kalan bir pazar günü olmaması ümidiyle yaşanacak olan.

Bugün;  o sessiz kahramanları gerçekten anlama günü olabilir.

​Biz toplum olarak babaları hep bir “otorite”, bir “çınar” gibi konumlandırdık.

Onlara kolay kolay ağlamayı yakıştıramadık, yüklerini paylaşmayı teklif edemedik. Belki de bu yüzden, babaların sevgisi hep eylemlerinde gizli kaldı.

​Gece yarısı üstümüzü örten elinde,

​Biz uyurken saçımıza değen o çekingen bakışta,

​Kendi hayallerini bizim hayallerimize basamak yapan o fedakarlıkta saklıydı sevgi.

Bugün dünya değişti. Artık bebeğinin altını değiştiren, ağladığında pışpışlayan, duygularını daha rahat paylaşan “yeni nesil” babalar var.

Bu harika bir dönüşüm. Ancak dönemin ruhu ne olursa olsun, bir çocuğun babasından beklediği o temel duygu hiç değişmiyor: Güven.

​”Bana bir masal anlat baba” derken aslında kastettiğimiz şey, “Bana bu dünyanın güvenli bir yer olduğunu hissettir, arkamda durduğunu bileyim ki ben de bu hayatta korkusuzca yürüyebileyim” demektir.

Bir babanın çocuğuna bırakacağı en güzel miras; maddi varlıklardan ziyade, iyi bir karakter, ahlaki değerler ve koşulsuz sevgiyle örülmüş örnek bir yaşamdır.

​Annelerin sevgisi bir nehir gibidir; coşkuludur, sesini duyarsınız, sıcaklığını hemen hissedersiniz. Babaların sevgisi ise bir yeraltı su kaynağı gibidir. Yüzeyde görünmez, sessizdir ama bilirsiniz ki oradadır ve o su olmasa yukarısı kurur, çoraklaşır.

​Çocukken babamızı dünyanın en güçlü insanı sanırız. Her şeyi bilen, her zorluğu yenen, asla yorulmayan bir süper kahraman…

Sonra zaman geçiyor. Biz büyüyoruz, onlar yaşlanıyor.

Bir gün bir bakıyoruz ki, o heybetli adamın saçlarına kırlar düşmüş, adımları yavaşlamış, o devasa elleri hafifçe titriyor.

İşte o an, kalbimizde tarifi imkansız bir sızı başlıyor. Keşke diyorsunuz, keşke zamanı biraz durdurabilsem.

​”Baba olmak, kendi hayat sahnenin ışıklarını söndürüp, bütün spotları çocuğunun üzerine çevirmektir.”

​Bugün, eğer hayattaysa, babanızın sadece elini öpmekle kalmayın. Gözlerinin içine bakın. Söyleyemediklerini okuyun. “Sağ ol baba, varlığın yeter” deyin. Çünkü bir babanın duyabileceği en büyük ödül, yetiştirdiği evladın minnet dolu bir tebessümüdür.

​Tabii bugün herkes için aynı coşkuyla geçmiyor.

Bu yazıyı okurken gözleri dolan, “Babalar Günü” kelimesini duyduğunda içi sızlayanlar da var.

Babasını sonsuzluğa uğurlamış, artık sadece rüyalarında onun sesini işitebilenler…

​Onlar için baba kavramı, bitmeyen bir özlemdir. Ama unutmamak gerekir ki; bir çınar devrilse bile kökleri toprağın altında yaşamaya devam eder.

Babanızdan aldığınız dürüstlük, merhamet ve dik duruş, onun sizin içinizdeki devamıdır. Siz yaşadıkça, o da sizin doğrularınızda yaşamaya devam edecek.

​Arkasında bir babanın duaları ve güveni olan bir çocuk, hayatta asla kaybolmaz.

Başta bu dünyadan göçüp gitmiş, gölgesi üzerimizden eksilmeyen fedakar babalar olmak üzere; yüreğinde evlat sevgisi taşıyan, emek veren, büyüten ve koruyan tüm babaların günü kutlu olsun.

​İyi ki varsınız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER