Aylardır sabahın köründe çalan o acımasız alarmlar sustu, koridorları dolduran koşturmaca bitti.
Sınıf tahtalarında yarım kalan formüller, sırt çantalarında bükülen kitap sayfaları ve nihayet o meşhur, buruşmasın diye gözümüz gibi baktığımız kâğıt parçası…
Karneler alındı. Taktir belgeleri,teşekkür belgeleri alındı.
Evet, okullar kapandı ve o muhteşem, ucu bucağı görünmeyen yaz tatili resmen başladı!
Karne günü kimileri için bir gurur tablosudur, kimileri içinse “önümüzdeki maçlara bakacağız” teslimiyeti.
Ama kabul edelim; o birkaç basamaklı rakamlar ne bir çocuğun zekasını tam olarak ölçebilir ne de gelecekte ne kadar mutlu bir insan olacağını.
Eğitim, sadece sıralarda oturup not biriktirmek değildir.
Gerçek başarı; düşsen de kalkabilmekte, merak duygusunu kaybetmemekte ve en önemlisi iyi bir insan olabilmekte gizli.
Soluk soluğa geçen bir dönemin ardından, o kâğıttaki sayılar ne olursa olsun, her öğrenci kocaman bir alkışı hak ediyor. Aylarca emek verdiler, erken uyandılar, yarıştılar ve yoruldular.
Şimdi durma ve nefes alma sırası .
Peki, şimdi ne olacak? Önümüzde upuzun bir üç ay var.
Eski yazları hatırlayanlar bilir; sokaklar bizim internetimiz, ağaç tepeleri sosyal medyamızdı.
Şimdiki çocukların elinden tabletleri, telefonları tamamen söküp almak imkansız (ve belki de gerçekçi değil), biliyorum.
Ama bu yaz, teknolojinin kölesi olmak yerine hayatın tadını çıkarmak için harika bir fırsat.
Akıllı telefonlardan akıllı çocuklara giden yollarda bu yaz tatili bir dönemeç olabilir.
Sevgili çocuklar!
Yaz tatili, saatlerce ekrana bakıp gözleri yormak değil, gece gökyüzündeki yıldızları izlemektir.
Yarım kalan telefon oyunlarını bitirmek değil, hiç okunmamış macera dolu bir kitabın sayfalarında kaybolmaktır.
En önemlisi de, “yapacak hiçbir şey olmamasının” o muazzam lüksünü yaşayıp, can sıkıntısından yepyeni yaratıcı fikirler üretmektir.
Sevgili anne ve babalar; çocukları yaz kursundan kampa, oradan etüde koşturup tatili “ikinci bir okul dönemine” çevirmeyin.
Bırakın biraz dizleri kanasın, üstleri başları toz olsun, dondurma yerken üstlerine damlatsınlar.
Çocukluk, planlanmış aktivitelerle değil, özgürce harcanan zamanlarla güzelleşir.
Öğretmenler derin bir nefes aldı, anne-babalar sabah telaşından kurtuldu, öğrenciler ise özgürlüğün tadını çıkarmaya başladı bile.
Yaz tatili, sadece sıcak aylar demek değildir; zihnin, ruhun ve kalbin yenilenme mevsimidir.
Karneler cebe, hayaller öne!
Tüm öğrencilere, öğretmenlere ve çocukluğunun tadını çıkarmak isteyen herkese musmutlu, bol güneşli ve bol kahkahalı bir yaz tatili diliyorum.
Tadını çıkarın, çünkü hak ettiniz!
Yazar: Murat Koyuncu

YORUMLAR