Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU
MURAT KOYUNCU

KÖTÜLÜK ALKIŞLARLA BÜYÜYOR

KÖTÜLÜK ALKIŞLARLA BÜYÜYOR

​Tolstoy, İtiraflarım adlı ölümsüz eserinde insan ruhunun ve toplumun karanlık bir kıvrımına ışık tutar:

​“Ahlaksızlığımızdan utanmıyorduk; çünkü toplum onu affediyor, hatta teşvik ediyordu.

İnsan yaptığı yanlışı normal görmeye başladığında kaybolur; çünkü kötülük bazen alkışlarla büyür.

Yapanlar utanmaz, görenler susar, karşı çıkanlar huzuru bozmakla suçlanır.

Ve zamanla ahlaksızlık, kabul gören bir yaşam biçimine dönüşür.

Bir toplumun çöküşü, kötülüğün artık kimseyi rahatsız etmediği yerde başlar.”

​Yüzyıl Rusya’sından süzülüp gelen bu sözler, bugün adeta günümüzün sosyolojik ve ahlaki röntgenini çekiyor.

Bugün evde,sokakta,okulda,adalette,sağlıkta, sosyal medyada, ticarette veya siyasette karşılaştığımız manzaralara baktığımızda, Tolstoy’un bahsettiği o kritik eşikte durduğumuzu hissetmemek elde değil.

​Bir toplumda kötülük ilk kez işlendiğinde bocalama yaratır.

Aynı kötülük cezasız kalıp üzerine bir de kurnazlık, “işini bilirlik” veya başarı olarak görüldüğünde zehir kan dolaşımına girmiş demektir.

​Günümüzde kurallara uyanın, dürüst kalan, hakkına razı olanın “enayi” olarak etiketlendiği;

liyakatı çiğneyenin, stokçuluk yapanın, başkasının hakkını gasp edenin ise “açıkgöz” denilerek zımnen alkışlandığı bir iklimde yaşıyoruz.

Tolstoy’un dediği gibi: Kötülük alkışlarla büyüyor.

​Gasp edilen değerler, kuralsızlık ve yozlaşma artık münferit birer olay olmaktan çıkıp, neredeyse bir hayatta kalma stratejisine dönüştü.

​Daha da tehlikeli olanı, bu gidişata itiraz edenlerin karşılaştığı muameledir.

​Yanlışa “yanlış” diyen, haksızlığa ses çıkaran veya ahlaki erdemleri hatırlatan bireyler; bugün “düzeni bozmakla”, “huzursuzluk çıkarmakla” ya da “mızmızlanmakla” suçlanıyor.

Yanlışı yapanın yüzü kızarmazken, doğruyu savunanın dışlandığı bir toplumsal psikoloji hakim.

Bu durum, çoğunluğu pasif bir kabullenişe ve derin bir sessizliğe itiyor.

Yapan utanmıyor, gören susuyor.

​Bir toplum için en büyük felaket felaketlerin kendisi değil, o felaketlerin ve ahlaki çöküşün kanıksanmasıdır.

Güne her sabah yeni bir skandalla uyanıp, akşamına bunu unutuyorsak; yüz kızartıcı eylemler artık kimsede şaşkınlık veya öfke yaratmıyorsa, çöküş çoktan başlamış demektir.

​ Kötülük artık kimseyi rahatsız etmiyorsa…….

Söz bitmiştir.

​Toplumun bugün yeniden ayağa kalkabilmesi, ekonomik veya teknik çözümlerden önce etik bir silkinişle mümkündür.

Utanma duygusunu yeniden bir erdem olarak hatırlamak, suskunluğu kırmak ve kötülüğü normalleştiren zihniyetle yüzleşmek zorundayız.

Aksi halde, kanıksadığımız her ahlaksızlık, geleceğimizden çalınan bir parça olmaya devam edecek.

​Sizce bugün toplum olarak kanıksadığımız ve bizi en çok dönüştüren ahlaki aşınma hangi alanda yaşanıyor?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER