Gazze yanıyor ama bu yangın sadece Filistin topraklarını değil, insanlığın yüzünü de kavuruyor.
Bugün orada dökülen kan, sadece masumların değil; susan dünyanın, iki yüzlü siyasetin ve kirli çıkarların da kanıdır.
Dünya, ekran başında izliyor.
Bir çocuğun cesedi enkazdan çıkarılırken, liderler diplomatik dillerle “itidal” çağrısı yapıyor.
Ne kadar da soğukkanlılar… Ne kadar da ölçülü, hesaplı, steril tepkiler veriyorlar. Çünkü Gazze’de ölenler onların çocukları değil.
Onlar için Filistin, kanın coğrafi koordinatıdır; İnsanın değil, çıkarın meselesidir.
Bugün Batı medeniyeti dediğimiz şey, Gazze’de toprağa gömülmüştür.
Bir yanda “insan hakları” nutukları, diğer yanda susturulan hakikat.
Bir yanda “demokrasi ihracı” yapan ülkeler, diğer yanda bir halkı açlığa, susuzluğa, ölüme mahkûm eden sessizlik.
Bu, artık diplomatik bir mesele değil; vicdanın iflasıdır.
Birleşmiş Milletler’ in masalarında oturanlar, karar taslaklarıyla insan hayatını tartıyor.
Her veto, bir çocuğun daha ölümü demek.
Her “tarafsızlık” açıklaması, bir annenin daha ağıt yakması demek.
Ve dünya bu vahşeti, canlı yayın konforunda izlemeye devam ediyor.
Gazze’de insan değil, insanlık ölüyor.
Ve biz, tarih kitaplarına suç ortakları olarak geçiyoruz.
Çünkü sessizlik, en büyük suçtur.
Bombayı atan kadar, gözlerini kapatan da suçludur.
Gazze bugün direnişin adıdır ama aynı zamanda dünyanın utancıdır.
Bir gün bu yangın sönecek.
Ancak o gün geldiğinde, hangi devletin eli temiz kalacak?
Kim bu kanın hesabını verecek?
Kim, “bilmiyordum” diyebilecek?
Gazze’nin çocukları, dünyanın vicdanında ömür boyu yankılanacak.
Ve o yankı, her sustuğumuz anda biraz daha büyüyecek.

- Merve ALKIŞ

YORUMLAR