
Zamanın garip bir huyu var; ne durur, ne geri gelir. Hep ileri akar. Biz insanlar ise çoğu zaman, “sonra yaparım” diyerek erteleriz yaşamı. Sevdiğimizi söylemeyi, özür dilemeyi, bir adım atmayı… Hayat sanki bizi bekleyecekmiş gibi davranırız. Ama gerçek bambaşkadır: Hayat, ertelenmeye gelmez.
Bugün sarılmadığın biri, yarın yanında olmayabilir. Bugün cesaret edemediğin hayal, bir ömür içinde ukde kalabilir. Ne acıdır ki çoğu insan, bir şeyleri kaybetmeden kıymetini anlamaz. Ve ne yazık ki çoğu “keşke”, zamanın çoktan geçtiği anlara aittir.
Hayatı ciddiye almak gerek. Ama sadece sorumluluklarla değil; mutluluklarla da. Kendine ayırdığın zamanla, yüzünde bıraktığın gülümsemelerle. Çünkü ömür, takvim yapraklarından daha hızlı eksiliyor. Ve bir gün dönüp baktığında, yaşadıkların değil; yaşayamadıkların canını yakıyor.
O yüzden bugün…
Sev, söyle, sarıl.
Yola çık, dene, yanıl belki ama bekleme.
Çünkü hayat, gerçekten de ertelenmeye gelmez.

YORUMLAR