
Bazen hayat öyle yerinden vurur ki insanı, ayakta kalmak için değil, yeniden doğmak için düşersin. Düşerken kırılırsın. Hem de öyle bir kırılırsın ki, parçaların bile senden kaçar gibi dağılır etrafa. Kendini toplayacak gücü bile bulamazsın. Sessiz bir çığlıkla kendine kapanırsın. İşte ben tam da oradaydım… Kırılmış, dağılmış, yorgun.
Ama zamanla şunu öğrendim: Kırıldığı yer, aslında ışığın içeri sızdığı yermiş.
Çünkü insan, acıyla yoğrulmadan gerçek gücünü tanıyamıyor. Ben de tanıyamamışım. Ne kadar güçlü, ne kadar sabırlı, ne kadar değerli olduğumu kendimden başka herkes biliyormuş da, ben hep birilerinin onayında aramışım bunu.
Oysa en büyük onay, “Ben buradayım” diyebilmekmiş.
Kırıldım, evet ama içimdeki parıltıyı saklayan o kalın kabuk çatladığında, fark ettim ki; Parlayan bir ben varmış içimde. Kırıldım ama dağılmadım. Yoruldum ama vazgeçmedim. Ağladım ama umudu silmedim gözlerimden.
Ve artık biliyorum…
Kırıldığım yer, aslında en çok parladığım yerdi.
✨ “Ben güneşi beklemedim… Karanlıkta kendi ışığımı yaktım.”
— Merve Alkış

YORUMLAR