Örsün Sesi, Fındığın Nefesi: Ordu’nun Yaşayan Çınarları
Ordu’da fındık bahçesine girmek sadece bir tarım faaliyeti değil, bir ritüeldir. Bu ritüelin gizli kahramanları ise dükkanlarındaki is ve kömür kokusuyla zamana direnen demirci ustalarımızdır. Onlar, sadece çeliğe su vermiyor; bir geleneği, bir kültürü ayakta tutuyorlar.
Ateşle Şekillenen Bir Ömür
Fındık mevsimi yaklaşırken dükkanlardan yükselen o ritmik “çın çın” sesleri, aslında hasadın ayak sesleridir.
Halkın İhtiyacı: Motorlu tırpanlar çıksa da, dik yamaçlarda hala el emeği nacakların, fındık bıçaklarının ve baltaların yeri dolmuyor.
Zanaatın Işığı: Ustanın elinden çıkan her bir alet, fındık işçisinin kolu kanadı olur. Bir demirci ustası, sadece alet yapmaz; o aletin toprağa nasıl değeceğini, fındık dalına nasıl zarar vermeyeceğini de bilir.
Neden “Işık Tutan” Meslek?
Modern dünya seri üretime geçse de, Ordu’daki demirci dükkanları birer sosyal kütüphane gibidir.
Sohbetin Merkezi: Çay ocağından önce bu dükkanlarda memleket meseleleri konuşulur, fındık fiyatı tartışılır.
Tecrübenin Aktarımı: Gençlere sabrı, alın terini ve dürüst esnaflığı öğretirler.
Yerel Ekonomi: Dışarıdan ithal alet yerine, yerli ustanın “ömürlük” dediği ürünü kullanmak, Ordu’nun öz değerine sahip çıkmaktır.
”Demir tavında dövülür ama insan sevgiyle yoğrulur. Bizim işimiz çeliği sertleştirmek değil, helalinden ekmeği kazanmaktır.” — Bir Demirci Usta sözü
Okuyucuya Çağrı: Bu Ses Susmasın
Fındık sezonu öncesi ekipmanınızı yenilerken veya bakım yaptırırken, mahallenizdeki o küçük dükkana uğrayın. Sadece bir bıçak bileylemeyecek, aynı zamanda yüzlerce yıllık bir hikayeyi selamlamış olacaksınız.
Unutmayalım ki; ustası ölen bir sanatın, geleceği de karanlıktır.
Z.Müh. Tarık ARICAN
