Okul koridorlarında ya da sosyal medyada yaşanan akran zorbalığı, görünmez ama derin yaralar açar. Bir alay, bir dışlama, bir bakış. Çocukların gülüşünü, özgüvenini hatta yaşam isteğini yok edebilir.
En acısı, çoğu zaman seyirci olmaktır. Sessiz kalan her tanık, zorbadan daha çok zarar verir. Bu nedenle çocuklara sadece ders anlatmak yetmez, empati ve saygıyı öğretmek de hayat kurtarır.
Akran zorbalığı, bir çocukluk meselesi değil, toplum aynasıdır. Sessiz kalmak zalimin yanında durmak demektir. İlk “hayır” diyen ses, değişimin başlangıcıdır.


YORUMLAR