Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU
MURAT KOYUNCU

Çocuk Gülüşünde Bir Bayram

ÇOCUK GÜLÜŞÜNDE BİR BAYRAM

​Dünyanın en güzel senfonisi nedir bilir misiniz?

Bir bayram sabahı sokağın başından duyulan,

Neşeyle koşturan o çocuk kahkahalarıdır.

Bayram, sadece bir takvim yaprağının değişmesi değil;

İnsanlığın merhamet terazisinde kendini tartmasıdır.

​Ramazan ayı boyunca tuttuğumuz oruçlar, sadece mideyi değil, ruhu da bir terbiyeden geçirdi.

Şimdi bu terbiyenin meyvesini toplama vakti; ama bu meyve şekerden, tatlıdan öte, hoşgörü ve vicdan olmalı.

​Geleneklerimize göre bayram, küslerin barıştığı, ellerin öpüldüğü bir saygı törenidir.

Ancak bu yıl kalbimiz biraz daha ağır. Gözümüzün ucuyla hep o çocukları arıyoruz;

Hani şu okuldayken, oyun oynarken gökyüzünden üzerine ateş yağan…Çocukları…

Şekere ulaşamadan sonsuzluğa yürüyen masumları…

Dünyanın bir yerlerinde, haritaların üzerine rastgele çizilmiş sınırların gölgesinde, gökyüzü her zaman güneşli değil.

Bazı çocuklar için gün sabah ezanı ya da kuş cıvıltısı değil, metalik bir gürültü ve sarsılan yerin dehşetiyle başlıyor.

Biz burada günlük telaşlarımızın içinde kaybolmuşken, bir yerlerde bir çocuğun tek suçu; yanlış zamanda, yanlış coğrafyada, yanlış bir çatının altında doğmuş olmak.

Peki, gerçekten sormak gerekmiyor mu: Savaşlarda ölen o çocukların suçu neydi?

Bir çocuk düşünün; henüz alfabeyi sökmemiş, ayakkabı bağcıklarını bağlamayı yeni öğrenmiş.

Onun dünyasında “strateji,” saklambaç oynarken en iyi nereye saklanacağını bulmaktır.

“Menzil,” topu arkadaşına ne kadar uzağa atabileceğiyle ölçülür.

“Sınır” ise sadece annesinin “bahçeden dışarı çıkma” uyarısından ibarettir.

​Savaşın soğuk nefesi bu küçük dünyalara çarptığında, oyun biter.

Çelik yığınları, kâğıttan gemileri batırır; barut kokusu, anne sütü kokusunun önüne geçer.

O çocukların ne petrol yataklarından haberi vardır ne de ideolojik üstünlük kavgalarından.

Onlar, büyüklerin hırslarıyla örülen o devasa ve karanlık duvarların altında kalan en ince sızılardır.

​Sorulmamış Sorular, Verilmemiş Cevaplarımız Var.

​Tarih kitapları savaşları kazanan komutanları, imzalanan antlaşmaları ve değişen sınırları yazar.

Ama o kitapların hiçbir sayfasında şunlar yazmaz:

​Yarım kalan bir dondurmanın tadı nasıldır?

​Yastığın altına saklanan ve bir daha hiç alınamayacak olan o diş ne olacaktır?

​Okul çantasında kalan son boya kaleminin rengi nedir?

Dünya, teknolojiyle her geçen gün biraz daha “akıllanırken,” nasıl oluyor da bir çocuğun canını koruyacak kadar vicdan sahibi olamıyor?

Bir füzenin maliyetiyle binlerce çocuğu yaşatmak mümkünken, ölümün neden bu kadar “ucuz” ve “erişilebilir” olduğunu kim açıklayabilir?

Eğer bir yerde bir çocuk ölüyor ve biz sadece istatistiklere bakıp geçiyorsak, aslında ölen sadece o çocuk değildir.

İnsanlığın onuru, adaleti ve geleceğe dair olan tüm inancı o enkazın altında kalmış demektir.

O çocukların tek “suçu,” büyüklerin nefret dolu dünyasına savunmasız birer sevgi elçisi olarak gelmekti.

​”Çocukları öldürülen bir dünyada, kimse masum değildir.”

​Bugün, o sessiz çığlıkları duymak zorundayız. Çünkü bir çocuğun gülüşünün sönmesi, evrenin bir ışığının daha kalıcı olarak kararması demektir. Savaşın kazananı kim olursa olsun, çocukların kaybettiği bir savaşta insanlık mağlup ayrılmıştır.

Gerçek bir birlik, sadece kendi soframızdaki bollukla değil,dünyanın neresinde olursa olsun acı çeken bir çocuğun gözyaşını silebildiğimizde başlar.

Bayramın o kadim görenekleri, bize komşusu açken tok yatmamayı öğrettiği gibi,bir çocuk ağlarken bayram yapmamanın asaletini de öğretir.

​”Çocukların sadece uykusuzluktan gözlerinin kapandığı bir dünya, en büyük bayram hediyesidir.”

​Asıl bayram, dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun, bir çocuğun korkuyla değil, sadece sevinçle çığlık attığı gün başlayacak.

Bayramın asıl ruhu; hoşgörünün savaşı yendiği, sevginin nefreti yendiği o kutsal sığınakta saklıdır.

​En büyük dileğim; hiçbir annenin bayram sabahı evladının mezar taşına sarılmadığı, Çocuk seslerinin bomba gürültülerini bastırdığı, Minik ellerin sadece şeker torbalarını tuttuğu bir dünya inşa edebilmektir.

​Gülüşü yarım kalmış tüm çocuklar için sessiz bir dua, hayatta olanlar içinse kocaman bir kucaklaşma bırakıyorum, bayramın kalbine.

Gökyüzünde Sadece Uçurtmaların Süzüldüğü Yarınlara…

Çocukların ölmediği,yenilmediği… Bir dünya!

Çocuklarımızın, çocukluğumuzun Sadece oyun oynarken yorulup huzurla uyuduğu şeker tadında bir gelecek umuduyla…

​Bayramımız, tüm çocukların gülüşü kadar aydınlık olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER