Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU
MURAT KOYUNCU

Dünyada Karşılıksız Sevginin Tek Tanımı

ANNE

Bugün onu aradınız mı? Yoksa “dünya telaşı” yine mi araya girdi?

Dünyada karşılıksız sevginin tek tanımı.

Sevginin en saf hali. İlk öğretmen, ilk rehber ve sığınılacak liman… ​ ​ANNE

Biz daha bu dünyayı tanımazken, o bizi kalbinin altına alandı.

Bizim için aldığı her nefes, kendi ömründen verdiği bir paydı.

Bir annenin evladına bakışı, içinde binlerce kelimenin anlatamayacağı bir derinlik ve şefkat barındırır.

İnsanın karakteri, bir annenin dizinin dibinde şekillenmeye başlar.

Doğruyu yanlıştan ayırmayı, merhameti, dürüstlüğü ve hayata karşı dik durmayı ilk ondan öğreniriz. O, sadece bir birey değil; bir nesli, bir geleceği ve en önemlisi bir ruhu inşa eden gizli kahramandır.

Sesiyle güven veren, varlığıyla evi  “yuva” yapan odur.

Başarılarımızda en büyük alkış, düştüğümüzde bizi kaldıran en güçlü el yine onundur.

Dünyada her şeyin bir bedeli, her sevginin bir şartı varken; bir annenin sevgisi, evrenin en büyük istisnasıdır.

 Siz ne kadar hata yaparsanız yapın, dünya size ne kadar sırtını dönerse dönsün, bir annenin kapısı her zaman “yorgun bir çocuk” için aralıktır.

O kapıdan girdiğinizde unvanlarınız, başarılarınız ya da başarısızlıklarınız dışarıda kalır; sadece “evlat” olursunuz.

​”Cennet annelerin ayakları altındadır.” sözü, sadece manevi bir makamı değil, bir annenin hayatın her anına dokunan kutsal emeğini temsil eder.

Biz bilmesek de, başımıza gelmeyen belaların, yolunda giden işlerin ardında bir annenin seher vaktinde göğe yükselen o titrek duası vardır.

Anneler, bu dünyanın en zarif mimarlarıdır.

 Onların yüreğindeki sevgi, hiçbir zaman tükenmeyen ve paylaşıldıkça çoğalan mucizevi bir kaynaktır.

Hayatımıza kattıkları tüm renkler ve kalbimize ektikleri tüm güzellikler için onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

Modern dünyanın gürültüsü içinde, en saf sesin yankısını yitiriyoruz.

 Bugün, eşyaların insanlardan daha çok sevildiği, başarının sadece rakamlarla ölçüldüğü ve “hız”ın  kutsal sayıldığı maddeci bir çağın içindeyiz.

Bir annenin bekleyişi, modern dünyanın hiçbir hızıyla ölçülemeyecek kadar ağır ve derindir.

Bizi karşılıksız seven tek varlığı, hayatın koşturmacasına kurban ediyoruz.

​Modern dünya bize sürekli “daha fazlasına sahip olmamız” gerektiğini fısıldıyor.

 En yeni telefona, en lüks arabaya, en prestijli kariyere…

Biz bu parıltılı oyuncakların peşinde koşarken, sönmeye yüz tutmuş o emektar ışığı unutuyoruz.

 O nasırlı, yorgun ama dünyanın en şefkatli elleri; bir zamanlar bizi hayata tutunduran ilk bağdı.

Bu çağ , kalbimizi öylesine katılaştırdı ki; bir annenin elinin sıcaklığını: sonra gitsem de olur, sonra ararım ,şimdi sırası değil, ben hep onun yanındayım soğuk tesellisine değişir olduk.

 Onlara ayıracak vaktimiz yok; çünkü çok “önemli” toplantılarımız, bitmeyen mesailerimiz ve sosyal medyada takip etmemiz gereken sahte hayatlar var.

Oysa annemiz; bizim için sadece bir “anne” değil, bu dünyadaki tek gerçek sığınağımızdı.

 Biz daha kelimeleri bile telaffuz edemezken, o bizim sessiz acılarımızı yüreğinde duyan ilk kişiydi.

​Şimdi annelerimizi “modernleşme” adı altında yalnızlığa mahkûm ediyoruz

​Anneler, bu maddeleşmiş dünyanın içindeki son manevi kalelerdir.

 Onlar gittiğinde, bizi dünyaya bağlayan o görünmez kordon bağı tamamen kopar.

 İşte o zaman anlarız ki; sahip olduğumuz tüm o unvanlar, paralar ve eşyalar, annemizin dizindeki o huzurun zerresini bile satın alamaz.

​”Anne, herkesin yerini tutabilen ama kimsenin yerini tutamadığı kişidir.”

​Eğer hala kapısını çalabileceğiniz, sesini duyabileceğiniz bir anneniz varsa, modern dünyanın size dayattığı o sahte aciliyetleri bir kenara bırakın.

Dünya size yeni bir ev verebilir ama o evi “yuva” yapan ruhu veremez.

​Unutmayın; anneler yaşlanmaz, onlar sadece evlatlarının ihmalkârlığıyla solar.

Henüz vakit varken, o kutsal ellere dokunun. Çünkü o eller, bu dünyada tutunabileceğiniz en sağlam, en karşılıksız ve en cennet kokulu daldır.

​Hayat, “keşke” demek için çok kısa, “iyi ki” demek için ise her zaman bir fırsat sunar.

Anneniz eğer hala hayattaysa, sadece sesini duymak için değil, o sesin içindeki huzuru çekmek için arayın. Ellerini öpün, gözlerinin içine bakın ve ona dünyadaki en değerli hazinenin o olduğunu hissettirin.

​Çünkü anneler gittiğinde, dünya sadece bir kişi eksilmez; sizin çocukluğunuz ölür, sığınağınız yıkılır ve gökyüzünüzdeki en parlak yıldız kaybolur.

​Onun sizin üzerinizdeki hakkı ödenmez ama bir gülümsemesi, dünyadaki tüm dertleri silmeye yeter.

YÜREĞİ ANNE OLAN TÜM KADINLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER