Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU

Fabrika Kızı

Güneşin henüz doğmadığı, gökyüzünün kömür karası bir dumanla örtüldüğü o sabahlarda modern dünyanın temellerinin atıldığı o devasa fabrikalar, aslında binlerce isimsiz kahramanın sessiz çığlıkları üzerine yükseldi.

​Sanayi Devrimi, insanlığa hızı ve seri üretimi müjdeledi; ancak karşılığında işçinin ruhunu ve zamanını talep etti. On iki, bazen on altı saat süren mesailer…

Küçük elleriyle devasa makinelerin arasına giren çocuk işçiler, ciğerleri tozla dolan babalar ve nasırlı elleriyle yarını dokumaya çalışan analar.

Çocukluğun, çalınmış gençliğin ,insanlığın , nasırlı ellerin, alın terinin ,helal kazancın, emeğin ve sessizce akıp giden bir ömrün fotoğrafı.

Fabrika kızı.

​ ​Güneş henüz şehre dokunmadan, sokak lambalarının soluk ışığı altında başlar onun mesaisi.

Sabahın serinliği tenini yakarken, o çoktan yola düşmüştür.

Attığı her adımda, omuzlarında sadece yorgunluğunu değil, koca bir evin geçim derdini, ihtiyar anasının ilaca muhtaç nefesini ,yavrusunun kırmızı papucunu ve hiç gerçek olmayacakmış gibi duran hayallerini taşır.

​Atan makinelerin ritmi mi? Kalbinin sızısı mı?

Bilinmez çoğu zaman.

Fabrikanın kapısından içeri girdiği an, dünya durur. Orada sadece makinelerin sağır edici gürültüsü ve genzi yakan tütün kokusu vardır.

İnce parmakları, sanki kendi ciğerlerini yakacakmışçasına tütün sarar.

Oysa o eller, bir kış akşamı sevdiğine yün örmek için yaratılmıştır; makinelerin dişlileri arasında törpülenmek için değil.

Kadının ruhunun, üretim bandındaki soğuk demirlere kurban edilişinin feryadıdır sanayi devrimi.

​Bir avuç hayal, bir ömür çile yanık bağrında.

​Onun hayalleri , sadece insancadır:

​Yağmur yağdığında çatısı akmayan bir ev ister.

​Akşam kapıyı açtığında ona şefkatle bakacak, tütün kokmayan, seven bir eş.

​Ve huzurla uyanabileceği, ertesi günün rızık kaygısını taşımadığı bir sabah ister.

​Dışarıda başlayan yağmur, onun için romantik bir doğa olayı değil, yüreğindeki sızının dışa yansımasıdır.

Çatının akmasıdır.

Gözyaşları, tütün yapraklarına karışır hayallerini de akıtarak.

Kendi kadınlığını, gençliğini ve neşesini o karanlık atölyelerde bırakır; tıpkı kendisinden önceki annesi gibi,babası gibi tıpkı kendisinden sonraki binlerce kader ortağı gibi.

​Gün batarken, sabahki aynı yorgun adımlarla döner köşeyi.

Başı yine öndedir.

Kimse bilmez o zayıf bedenin içinde ne fırtınalar koptuğunu.

O, toplumsal bir yaranın, görünmeyen bir emeğin ve sessiz bir direnişin adıdır.

​Fabrika Kızı !

Her sabah yeniden kurulan bir hayalin, her akşam yine tütün kokulu bir gerçekle yıkılışının hikâyesidir.

Onun hikâyesi, aslında hiç yazılmamış bir veda mektubudur; her gün yeniden başlayan ve her akşam tütün kokulu karanlıklarda son bulan…

​Eline kalem yakışacak yaştayken parmakları nasır tutan, çiçek koklaması gerekirken ciğerlerine zehir dolan o kız, aslında bir toplumun sessiz kurbanıdır.

O başını önüne eğip köşeyi her döndüğünde, sadece bir işçi değil, bir kadının yaşanmamış gençliği, kurulamamış yuvası ve hiç gülmemiş çocukluğu kaybolur o sokaklarda.

​Makineler dönmeye devam eder, tütünler sarılır, dünya döner…

​Ama kimse sormaz.

O her sabah kapımızdan geçen gölge, aslında yaşamakta mıdır, yoksa sadece hayatta mı kalmaya çalışmaktadır?

Fabrika kızı, bir semboldür aslında çalışmak zorunda kalan çocuğun yaşamına dair. Evine ekmek götürmek için her damlası helal ter döken kadınımız, erkeğimiz, işçimiz, insanımızdır.

Vicdanımızın tam ortasında kanayan bir yaradır. Ve o yara, ne zaman bir yağmur başlasa, en çok da bizim ruhumuzu ıslatır.

​Çünkü onun hayalleri o kadar küçüktür ki, onları bile ona çok gören bu kapital insanlar, aslında en çok kendi insanlığından eksiltmektedir.

Ömrü tütün yapraklarında eriyenlerin,

Elleri nasır tutsa da ruhu paktır…​

“Fabrikanın bacasından çıkan duman sadece kömürün değil, bir babanın evine ekmek götürmek için feda ettiği ömrün kokusudur.”

Dalları yeşerememiş, alnının teriyle çalışan, helal lokmadan ayrılmayan emekçilere selam olsun….

Beyaz yakalıların tatil yaptığı, emekçi işçilerin çalışmaya devam ettiği …

1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlu Olsun!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER