Küçük hanımlar, küçük beyler!
23 Nisan, takvimden kopardığımız bir yaprak değil; milletin “Artık yeter!” diyerek kendi kaderini eline aldığı, küllerinden doğuşunun en gür sesidir.
Bu bayramı anlamak için 1920’nin o puslu ama umut dolu Ankara’sına, dualarla açılan o ilk Meclis’in ruhuna bakmak gerekir.
Bundan tam bir asır önce, vatanın dört bir yanı işgal altındayken, Anadolu’nun kalbinde bir ışık yandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek çıktıkları yolda, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu tüm dünyaya ilan ettiler.
23 Nisan 1920 günü, o dar imkânlarla açılan Büyük Millet Meclisi, aslında bir başkaldırının merkez üssüydü.
Prangaya vurulmak istenen bir milletin, zincirlerini kırma iradesiydi.
Top sesleri Ankara yakınlarından duyulurken bile “Önce vatan” diyenlerin sarsılmaz inancıydı.
Dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kararla bu büyük gün, bizzat Atatürk tarafından çocuklara bayram olarak hediye edildi.
Bu, sadece bir armağan değil, muazzam bir nihai hedefin sonucuydu.
”Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.” Mustafa Kemal Atatürk
Bu sözlerle Başkomutan, kurulan Cumhuriyet’in bekçiliğini o günün yetimlerine ve bugünün gençlerine emanet etti.
Bugün sokaklarda dalgalanan al bayrağın her bir kıvrımında, Çanakkale’nin, Dumlupınar’ın, Sakarya’nın yankısı vardır.
Bizler için 23 Nisan;
Bağımsızlık karakterimizdir diyen ,esareti reddeden bir ecdadın torunları olduğumuzu hatırlatır.
23 Nisan; birlik ve beraberliktir, fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp “Vatan” paydasında birleşmenin sembolüdür. Kuvay-i Milliye ruhudur.
23 Nisan ; gelecek umududur, çocuklarımızın gözündeki ışıltı, tam bağımsız Türkiye’nin teminatıdır.
Bugün meydanlarda neşeyle şarkılar söylerken, kalbimizin bir köşesinde okullarımızda hiçte alışık olmadığımız melekerimizi yitirmenin acısını,dünyanın dört bir yanında bu sevinçten mahrum kalan çocukların hüznünü taşıyoruz.
23 Nisan ruhu, sadece kutlama yapmak değil, aynı zamanda adaletsizliğin, savaşın ve yokluğun ortasında kalmış çocukların sesi olmaktır.
Maalesef bugün;
Savaşın gölgesinde büyümeye çalışan,
Eğitim hakkından mahrum bırakılan,
Oyun oynaması gereken yaşta çalışmak zorunda kalan,
Ve sevgiye aç bir şekilde hayata tutunan binlerce çocuk var.
Atatürk’ün bu bayramı çocuklara armağan etmesindeki asıl gaye, çocukların hiçbir ayrım gözetmeksizin güven ve barış içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etme idealidir.
Bizim en büyük görevimiz; sadece kendi çocuklarımızın değil, dünyadaki tüm çocukların yüzündeki korkuyu silip yerine kocaman bir tebessüm koyabilmektir. Çünkü bir çocuğun gözyaşının aktığı bir dünyada, hiçbir bayram tam anlamıyla kutlanmış sayılmaz.
Dilerim ki; silah seslerinin yerini kuş cıvıltıları,
Yıkık duvarların yerini okul sıraları,
Hüzünlü bakışların yerini parıldayan umutlar alsın.
Tüm dünya çocuklarının insanca yaşadığı, sadece çocuk olabildikleri o güzel yarınlara…
23 Nisan, tüm dünya çocuklarına barış ve huzur getirsin.
ALEMLERİN TEK SAHİBİ OLAN ALLAH’a duamdır: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu toprakları bize vatan kılan adı,sanı unutulmuş tüm kahramanlarımıza merhamet et ya Rabbim .
MEKANLARI CENNET OLSUN.
ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

YORUMLAR