Gıda Egemenliği: Enflasyonun Gölgesinde Kalan Bir Teslimiyet Hikayesi
Giriş: Rakamların Ötesindeki Gerçek
Ekonomi bültenleri her ay “tarım ÜFE” ve “gıda enflasyonu” rakamlarını servis ediyor. Ancak tarladaki çiftçinin feryadı ile marketteki tüketicinin sessiz öfkesi arasındaki uçurum, matematiksel bir hatadan değil, yapısal bir tercihten kaynaklanıyor. Bugün Türkiye’de tarım, sadece bir ekonomik sektör değil; ulusal egemenliğin, toplumsal huzurun ve geleceğin en kritik cephesidir.
Avrupa İtiraz Ediyor, Türkiye Neden Susuyor?
Geçtiğimiz aylarda Avrupa’nın başkentleri traktör sesleriyle inledi. İtalya’da Altragricoltura (Alternatif Tarım) hareketi, gıda krizinin suçlusunu ilan etti: Çok uluslu şirketlerin fiyat belirleme gücü. Avrupa çiftçisi, “Egemenliğimiz sınırlı, şirketler bizi yönetiyor” diyerek sokağa dökülürken; Türkiye’de benzer bir kıskacın içinde olan üretici, sessizce üretimden çekiliyor.
Makasın İki Ucu: Üretici Zararda, Tüketici Açlık Sınırında
Türkiye’de tarım ekonomisi, “verimlilik” adı altında bir “tasfiye” sürecine sokulmuştur. Buğdayın maliyetin altında kalması, süt üreticisinin hayvanını kesime göndermesi ve zeytinyağının üreticide baskılanması bir tesadüf değildir.
Aracı Tahakkümü: Tarladan rafa uzanan zincirde değer katmayan ancak fiyat katlayan bir mekanizma oluşmuştur.
Serbest Piyasa Efsanesi: Devletin piyasa düzenleyici rolünden çekilmesi, “serbest piyasa” değil, “şirket egemenliği” doğurmuştur.
Devlet Masadan Neden Kalktı?
Avrupa Birliği, “Common Agricultural Policy” (Ortak Tarım Politikası) ile çiftçisini dünya piyasasının vahşiliğine karşı koruma kalkanına alırken, Türkiye’de desteklemelerin GSYH içindeki payı kanuni sınır olan %1’in dahi altında kalmaktadır. Devletin masadan kalktığı her yer, kar maksimizasyonu dışında bir amacı olmayan dev karteller tarafından doldurulmaktadır.
”Gıda pahalı değil; gıda üzerinden kurulan düzen pahalıdır.”
Sonuç: Gıda Güvenliği Değil, Gıda Egemenliği!
Mesele sadece rafların dolu olması (Gıda Güvenliği) değildir. Mesele, o rafı kimin, nasıl ve hangi fiyatla doldurduğuna karar verme gücüdür (Gıda Egemenliği). Tohumdan çatala kadar olan süreçte kontrolü kaybeden bir ülke, siyasi egemenliğini de tam olarak savunamayacaktır.
Ziraat mühendisleri, çiftçi örgütleri ve politika yapıcılar için vakit dolmaktadır. Ya çiftçimizi bu kar hırsına feda edeceğiz ya da gıdayı yeniden bir “kamusal hak” olarak tanımlayıp devleti masaya, üreticiyi merkeze davet edeceğiz.
Gıda pahalı değil, Düzen pahalı…
Z. Müh. Tarık ARICAN

YORUMLAR