Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
MURAT KOYUNCU
MURAT KOYUNCU

Kurban Bayramı

KURBAN BAYRAMI

​Bu bayram, sadece bir ibadetin yerine getirilmesi, sofraların kurulup eşin dostun bir araya gelmesi değildir. Kurban, kökleri sadakatin en çetin imtihanına uzanan, yürek sızlatan ama sonunda sonsuz bir rahmete açılan eşsiz bir kavuşma hikayesidir.

​Gözlerimizi kapatıp asırlar öncesine, o kızgın çölün ortasına gidelim…

 Bir yanda ömrünün son demlerinde kavuştuğu biricik evladını, canının paresini Hak yolunda feda etmekle emrolunan Hz. İbrahim; diğer yanda ise gençliğinin baharında, babasının dudağından dökülen o zor rüyayı duyunca zerre tereddüt etmeyen Hz. İsmail…

​Hz. İbrahim’in kalbindeki fırtınayı, evladına bakarken sızlayan yüreğini hangi kelimeler tarif edebilir? Fakat o, sevginin en büyüğünün, aşkın en yücesinin Yaratıcıya olan sevgi olduğunu biliyordu. Canından çok sevdiğini, Can’ı verene adamaya hazırdı.

​Ve Hz. İsmail… O teslimiyet abidesi evlat, babasının titreyen sesine karşılık tarihin en sarsıcı, en vakur cümlesini fısıldadı:

​”Babacığım, sana emrolunanı yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

​İşte tam o anda, bıçağın keskinliği teslimiyetin gücü karşısında eridi. Bıçak kesmedi, çünkü gökyüzü, yeryüzünün gördüğü bu en muazzam sadakat karşısında titredi. Sahibi olan Allah’ın izniyle inen koç, bir canın bedeli değil; iki güzel insanın kalbindeki saf, katıksız adanmışlığın ilahi bir ödülüydü.

​Bugün bayram sabahına uyanırken, sormak gerek kendimize: Biz neleri kurban edebiliyoruz kalbimizde?

​Egomuzu,kibrimizi,gelecek kaygımızı, kırgınlıklarımızı, dünya telaşımızı, para hırsımızı, başkaları ne düşünür, el alem ne der putumuzu ,kaybetmekten korktuğumuz konforumuz ve tembelliğimizi, bizi körü körüne dünyaya bağlayan, kalbimizi esir alan ve Allah ile aramıza giren her türlü dünyalıklarımızı, Hz. İbrahim gibi arkamızda bırakabiliyor muyuz?

​Bize bahşedilen kadere, Hz. İsmail gibi rıza gösterip “Rabbim seninle her şeye hazırım” diyebiliyor muyuz?

Kurban ibadeti, binlerce yıldır süregelen bir gelenek olmanın çok ötesinde, her yıl hayatımıza misafir olan ilahi bir mektup gibidir. Rabbimiz, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in o sarsıcı imtihanı üzerinden, aslında bugünün insanına, yani bizlere çok derin ve zamansız mesajlar verir.

Peki, kurban olayında Yaratıcımızın biz insanlara vermek istediği asıl mesajlar nelerdir?

1. “Bana Kalbinizi Getirin, Etinizi Değil”

​”Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır.”

​Rabbimiz bu kurban olayıyla bizlere şu mesajı verir: Benim sizin sunduğunuz dünyaya, mala ya da mülke ihtiyacım yok. Ben sizin niyetinize, samimiyetinize ve kalbinizin derinliklerindeki adanmışlığa bakıyorum. Kurban, Allah’a bir şey sunmak değil, Allah için bir şeylerden vazgeçebilme niyetidir.

2. “En Çok Sevdiğin Şey, Seninle Benim Aramda Bir Duvar mıdır?”

​Hz. İbrahim, ömrünün son demlerinde kavuştuğu, dünyadaki en kıymetli varlığı olan evladı İsmail ile imtihan edildi. Buradaki ilahi mesaj şudur: İnsan, bu dünyada en çok neyi seviyorsa, imtihanı oradan gelir.

​Rabbimiz bize sorar: Kalbini öyle çok dolduran, seni bana yönelmekten alıkoyan o “İsmail”lerin neler?

​Makamın mı?

​Paran ve mülkün mü?

​Başkalarının senin hakkındaki düşünceleri mi?

​Yoksa kendi egon mu?

​Kurban, insanın kalbini yoklaması için bir fırsattır. Allah bizden canımızı ya da evladımızı istemiyor; ama “Kalbindeki o aşırı dünya sevgisini, hırslarını ve seni benden uzaklaştıran her şeyi benim rızam için kurban edebilir misin?” diye soruyor.

3. “Teslim Olursan, Bıçak Seni Kesmez”

​Hz. İbrahim bıçağı çektiğinde, Hz. İsmail boynunu uzattığında aslında insanlık tarihinin en büyük güven manifestosu yazılıyordu. Onlar, Allah’ın kendileri için şer murat etmeyeceğinden emindiler.

​Kurban olayıyla Rabbimiz bize şu mesajı fısıldar: “Bana güvenin. Hayatın fırtınaları, çaresizlikleri ve imtihanları karşısında bana teslim olursanız; o korktuğunuz bıçaklar (çaresizlikler, dertler) canınızı yakamaz. Teslimiyet, esaret değil; en büyük özgürlüktür.” Biz Allah’a teslim olduğumuzda, O imtihanı rahmete, acıyı ise kalıcı bir huzura dönüştürür.

4. “Bencillikten Sıyrıl, Kardeşine Yaklaş”

​”Kurban” kelimesi Arapçada yaklaşmak anlamına gelir. Bu ibadetle Rabbimiz hem Kendisine hem de insanlara yaklaşmamızı ister. Kurban, modern dünyanın bizi içine ittiği “önce ben” bencilliğine indirilen en büyük darbedir.

​Rabbimiz kuluna der ki: “Sana verdiğim rızıktan, hiç tanımadığın, belki de evine aylarca et girmemiş bir kardeşine pay ayır. Paylaş ki aranızdaki sevgi bağları güçlensin. Malın azalarak değil, paylaşarak çoğaldığını gör.”

​Kurban olayı, bir ölüm hikayesi değil, aksine kalbin diriliş hikayesidir. Rabbimiz bizden kan akıtmamızı değil; içimizdeki kötülükleri, hırsları, kibirleri ve bencillikleri akıtmamızı ister.

​Biz o kurbanın üzerine tekbirlerle yürürken, aslında kendi nefsimizin kötülüklerini kurban ettiğimizi, Hz. İbrahim gibi sadık, Hz. İsmail gibi rızaya ermiş bir kul olmaya söz verdiğimizi unutmamalıyız.

Bu bayram; ellerimizi semaya açtığımızda sadece etrafımızdaki kalabalığı değil, ruhumuzun derinliklerindeki o saf teslimiyeti hissettiğimiz bir bayram olsun. Evlerimizden neşe, kalplerimizden Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in teslimiyeti eksik olmasın.

​Gözlerin sevgiyle dolduğu, yüreklerin bir ve beraber attığı, kırgınlıkların bayram sabahının serinliğinde eriyip gittiği huzurlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle…

​Kurban Bayramınız mübarek olsun

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER