Tarım Desteği mi, Asli Hizmet mi? Belediyelerin Rolü Tartışılıyor
Son yıllarda büyükşehir belediyeleri arasında dikkat çeken bir uygulama yaygınlaşıyor: tarım birimleri kurmak, fide dağıtmak, gübre desteği sağlamak.
İlk bakışta “belediye çiftçinin yanında” algısı oluşturan bu uygulamalar, sahada ise yetki karmaşası, kaynak israfı ve asli görevlerin aksaması tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Belediyelerin Öncelikli Görevi Ne Olmalı?
Uzmanlara göre bir belediyenin temel sorumluluğu nettir:
-
Yol yapmak
-
İçme suyunu sağlamak
-
Kanalizasyonu işletmek
-
Çöp ve atık yönetimini düzenlemek
-
Şehri yaşanabilir kılmak
Ancak özellikle kırsaldan mahalleye dönüşen bölgelerde;
bozuk yollar, eski su hatları, altyapı eksikleri ve imar sorunları hâlâ çözülememişken, belediyelerin tarımsal faaliyetlerde öne çıkması eleştirilere neden oluyor.
Tarım Bakanlığı Varken Belediyeler Neden Sahada?
Türkiye’de tarım politikalarını belirlemek, destekleme ödemelerini yapmak ve hastalıklarla mücadele etmek Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda.
Her il ve ilçede müdürlükleri bulunan bakanlık bünyesinde binlerce ziraat mühendisi ve veteriner görev yapıyor.
Bu noktada şu soru öne çıkıyor:
Belediyelerin tarımsal destek vermesi, sahada çift başlı bir yapı ve yetki karmaşası oluşturmuyor mu?
Uzmanlar, bu durumun hem kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına hem de kurumsal rol karmaşasına yol açtığını savunuyor.
“Belediye Fındıkçı Değil, Hizmet Üreticisi Olmalı”
Fındık üreticisinin beklentisi, iddiaların aksine; ücretsiz fide ya da sınırlı gübre desteği değil.
Üreticinin sahadan dile getirdiği temel talepler ise oldukça net:
-
Bahçeye giden yolların asfaltlanması, traktörlerin çamura saplanmaması
-
İmar planlarının korunması, verimli fındık bahçelerinin betonlaşmaması
-
Düzenli çöp ve atık yönetimi, tarımsal ilaç ve ambalaj atıklarının doğaya karışmaması
Bu taleplerin tamamı, belediyelerin asli görev alanı içinde yer alıyor.
Tarım Desteği mi, Seçmen Memnuniyeti mi?
Belediyelerin verdiği tarımsal desteklerin;
-
Ne kadarının gerçek ihtiyaçlara göre
-
Ne kadarının kısa vadeli siyasi memnuniyet amacıyla
yapıldığı ise kamuoyunda sıkça sorgulanıyor.
Ayrıca bu desteklerin çoğu, belediye başkanlarının görev süresiyle sınırlı kalıyor.
Oysa fındık gibi stratejik bir ürün, uzun vadeli ve istikrarlı politikalar gerektiriyor.
İmar Baskısı ve Çelişki
Eleştirilerin bir diğer boyutu ise imar politikaları.
Bir yandan tarımı desteklediklerini açıklayan bazı belediyelerin, diğer yandan fındık bahçelerini imara açması, “tarıma en büyük darbe” olarak değerlendiriliyor.
Bu çelişki, tarım politikalarının samimiyeti konusunda soru işaretleri yaratıyor.
“Herkes Kendi Sahasında Oynamalı”
Uzman görüşlerine göre çözüm net:
-
Tarımı üretici eksin
-
Tarımı devletin bakanlığı planlasın ve denetlesin
-
Belediyeler ise
-
Yolu yapsın
-
İmarı korusun
-
Atık yönetimini sağlasın
-
Böylece ne şehir sahipsiz kalır ne de tarım, kısa vadeli siyasetin aracı hâline gelir.
Belediye başkanları ziraat mühendisi değil, şehir yöneticisidir.
Herkes kendi işini yaptığında;
-
Kamu kaynakları doğru kullanılır
-
Çiftçi yanıltılmaz
-
Tarım da şehirler de zarar görmez
Tarımda şirketi olmayanlar Ayağa kalksın, sözleşmeli üretim, ve Tekelleşmeye Hayır!!!
Ziraat Mühendisi
Tarık Arıcan
